Son usta, beledi dokumasını tireli kadınlara öğretiyor

İZMİR’in Tire ilçesinde, Beledi dokumasının yaşayan son ustası Saim Bayrı (86) ve ailesi, 500 yıllık geleneksel sanatı Tireli kadınlara öğretiyor.Geleneksel Beledi dokuma sanatı ustası Saim Bayrı, kaybolmaya yüz tutmuş tarihi mirasa sahip çıkarak, eskiden sadece erkekler tarafından yapılan ve derviş sabrı isteyen bu dokumayı şimdi Tireli kadınlara öğretiyor. Bayrı’ya, bu sanatı daha önce öğrettiği kızı Gülnur Yaykal (45) ve torunu Nurefşan Yaykal (27) da yardım ediyor.Osmanlı yeniçerilerinin kıyafetlerinde, sarayların şatafatlı perdelerinde, sedir örtülerinde kullanılan Beledi dokuması, gelinlik çağındaki kızların çeyizindeki olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Beledi tezgahını diğerlerinden ayıran özellik desenli oluşuyken, diğer dokuma tezgahlarından bir hayli farkı bulunuyor. Normalde dokuma tezgahları 2, 4 ya da 6 çerçeveliyken, Beledi tezgahı, 24 çerçeveyi kumanda edebilen bir el tezgah ve Beledi dokuma tezgahında maymuncuk tabir edilen düzeneklerle 24 çerçeveyi 13 ayak kontrol ediyor. 13 ayak aynı zamanda bu çerçevelerin değişmesini de sağlıyor. Basılan ayakların konumuna göre çerçeveler yer değiştiriyor. Yer değiştiren çerçeveler arasından mekikler atılarak, desen oluşturuluyor. Dolayısıyla tezgahta bütün iş çerçeve, maymuncuk sistemi ve ‘perdahta’ diye bilinen 13 ayakta bitiyor. Bu üçlü, desenlerin oluşmasını sağlıyor; uyumdan ve çalışma sisteminden desenler oluşuyor. Koordine etmenin bir hayli zor olduğu bu sistem ile kumaş, diğer yörelerinkinden farklı olarak çift yönlü, iki katlı dokunuyor.DOKUMA ÖNCESİ HAZIRLIK DOKUMADAN DAHA ZORDokuma öncesi hazırlığın, dokumadan daha zor olduğu tezgahlarda, çerçeveye ipler bağlanıyor, perdahlar hazırlanıyor, haşıllama işlemi yapılıyor ve çözgü ipleri hazırlanıyor. Beledi dokuma tezgahında 1330 çözgü tel bulunuyor. Çözgü ipleri siyah ve beyaz olmak üzere iki renk. Beyaz çözgü ipleri, dokumanın astarını oluşturuyor. Bu çözgü iplerinin önceden pişirilerek gerilmesi ve bal mumu ile mumlanması gerekiyor. Fazla pişirildiği zaman sarması zor olan, az piştiği zaman da kumaşı parlak durmayan bu dokuma işleminde bir hayli zor olan iplik sarma ve pişirilme işi ise ustalık istiyor. Dokumanın özünü oluşturan iplikler orlon, yünlü, simli, pamuklu olurken, bu iplikler boyanıp, sarılıp kalem haline getiriliyor; böylece ipler birkaç kez ustanın elinden geçmiş oluyor.69 YILDIR TEZGAHIN BAŞINDAGeleneksel sanatı babasından öğrenen Beledi dokumanın yaşayan son ustası Saim Bayrı, 69 yıldır tezgah başında dokuma yaptığını, eskiden günde 9 metre kumaş dokurken şimdi 1-2 metre dokuduğunu belirterek, şunları söyledi: ‘Biz 4 erkek kardeştik, 3’ümüz dokumacı oldu. 1950 yılından beri üretim yapıyorum. O zamanlar otobüslerle yüzlerce turist gelir, bizden alışveriş yapardı. Sanatı ilk öğrendiğimde yorgan yüzü, yatak yüzü, yastık yüzü, minder gibi ürünler yapardım. Konya’ya, Denizli’ye gönderirdik siparişleri. O zamanlar günde 8-9 metre dokuma kumaş çıkarırdık, şimdi zaman ayrılmadığı için ancak 1-2 metre çıkıyor. Bir ürünü sıfırdan meydana getirmek için en az bir ay gerekiyor. Eskiden çözgü iplerini kadınlar evlerde yapıyordu. Kadınlar, kocalarına yardımcı oluyorlardı, daha çok erkekler dokuma tezgahının başına geçiyordu. Ben kızıma öğrettim, ümitliyim bu işte başarılı olacak. Sanat artık kadınların eline geçmiş oldu. Sanatı ayakta tutmak, yaşatmak için bugünlere kadar getirdim. Tezgahlar da artık üretilmiyor. Son tezgah ustası da Denizli’de yaşıyor. Zor bir sanat, yeri bende çok kıymetli.”BASILAN HER AYAK BİR DESENİ ORTAYA ÇIKARIYOR’Saim Bayrı, baba yadigarı dokuma sanatını kızı ve torununa öğretmesinin ardından, şimdi kızı Gülnur Yaykal tarafından Tire Kadın Danışma Merkezi’ndeki atölyede Tireli kadınlara öğretiliyor. Geçmişte efe kıyafetleri, kaftanlar ve perdeler yapılan tezgahta, şimdi küçük çantalar, bebek yelekleri, masa örtüleri ve şallar dokunuyor. Bu geleneksel sanatın kaybolmasını istemeyen usta öğretici Gülnur Yaykal, ‘Desenlerin ayak numaraları var, her bastığım ayak bir deseni ortaya çıkarıyor. Sistemi harekete geçirip mekikleri atabilmem için ağızlık açıyor. Mekiklerle renkli iplerimi atarak desenleri oluşturuyorum. Tüm bu sistemi aynı anda kontrol etmek durumundayız. Normal iki ayaklı tezgahlarda en fazla çizgili kumaş olur, Beledi dokuma tezgahı ise 13 ayaklı olduğundan çok farklı desenlere olanak sağlıyor’ dedi.Kadın Danışma Merkezi’nde eğitim vermeye devam eden Yaykal, Tire Belediyesi’ne bağlı merkezin öncülüğünde kadınların tezgahta yaptıkları ürünlerin satışından gelir elde edilmesiyle, daha çok kişiyi dokumacılığa teşvik etmek istediklerini söyledi.Gülnur Yaykal, ‘Geçen sene 13 çırak yetiştirdim. Kadınlar zevkli ve yaratıcı oldukları için, onlar daha güzel ürünler ortaya çıkarabiliyor. Kumaşlarla istediğimiz her şeyi yapabiliriz, hayal gücüne kalmış. Şu an daha çok çanta yapıyoruz. Salon takımları, sehpa örtüleri, kırlentlerin yanında kravat, kemer ve atkı da yapılabilir. İpekten şalların çok güzel olacağını düşünüyorum. Dokuma kimsenin tekelinde kalmasın, yaygınlaşsın. Bu bizim atalarımızdan gelen mirasımız. Özellikle Tire’ye ait olması çok önemli. Bunu gençler öğrenmeli ve sahip çıkmalı. Gerçekten hayranlık duyulacak bir iş aslında. Biz de bu sanatı önce Türkiye’ye sonra dünyaya yeniden tanıtmak istiyoruz’ dedi.

Bir önceki yazımız olan Telde asılı okul üniformasını çaldı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*